Çocuklarla İlgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuklarla İlgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2016 Perşembe

Boşanma sürecindeki çocuklu ailelere tavsiyeler




Geçenlerde bir "sınıf arkadaşıyla oyun için buluşma" esnasında, fark ettim ki arkadaşımızın annesi bize farklı bir adres veriyor.
Zaten yeni taşındıkları yepyeni bir sitede yaşıyorlardı. Ben de merakıma engel olamadım "hayırdır" ı çakıverdim.

Fısıldamalı bir cevap geldi malesef. "Babamız eski evde kaldı, biz buraya taşındık. "Henüz 2 hafta oldu".

Sonra içeri geçtik çocuklar bir yandan oynuyor, kadıncağız bana çay demlemiş börekle sunuyor falan. Açıkçası pek de tanımıyorum, sadece çok cici bi kadın olduğunu düşündüğüm bir sınıf annesi olarak biliyorum.


Neyse efendim, arada mutfaktayken birazcık daha bilgi alabildim.

Sonra benim de küçükken annemin babamın boşandığını söylediğim zaman kadın bir anda daha rahat hissetti kendini.
Orada da söylediğim, kendim tecrübe ederek yaşadığım bazı temel notkaları buraya da paylaşmak isterim.


Mutlaka her ailenin farklı bir boşanma hikayesi ve her çocuğun da farklı karakteri var. Ama ben kendi adıma geriye dönüp baktığımda yapabildiğim değerlendirmeleri paylaşmak istiyorum.



  •  Çocuklar bu durumu "kendi suçları" olduğuna çok çabuk inanırlar. Benim de sorunların kendi yaramazlıklarım ve davranışlarım yüzünden olduğuna inandığım bir dönem olmuştu. Hele hele, çocukla ilgili konularda çocuğun yanında çatışmaya düşüp sonra da "senin yüzünden kavga ediyoruz, sen geç yattığın için" gibi çok ölümcül olabilecek laflarla destekliyor olabilirsiniz. Siz orada sadece çocuğu erken yatırmaya çalışıyor olabilirsiniz ama çocuğun aklına takılan onun yüzünden kavga ediyor olduğunuzdur. 

  • Annenin üzülmesi, bir çocuk için gerçekten çok yıkıcı bir şey. Biliyorum çok çok zor bir dönem. Biliyorum hayat çok zorlaştı ve içinizde her daim bir burukluk ve üzüntü var.Ama mutlaka yüzünüze arada bir de olsa güler yüzünüzü takının, güçlü durun. Çocuğunuz en çok sizin yansıttığınız durumunuza üzülecektir. Siz mutlu olursanız günlük yaşantısında çocuğunuz da çok daha huzurlu olacaktır. Onlar için geniş kavramlardan daha önemli olan şey günlük yaşantılarının nasıl geçtiği aslında. 

  •  Evden ayrılan, yani çocukla daha az görüşecek taraf, büyük ihtimal baba,kişiye çok iş düşüyor. Çocuğun kafasında sürekli dönüp duran konu bu ebeveynini kaybettiği. Bunu destekleyecek hiç bir şey yapmayacağınız gibi, onu ne kadar sevdiğinizi ve ondan ayrılmanın aslında "keyfi" bir durum olmadığını mümkün olduğunca fazla  hissetirmelisiniz.

  • Benim takip ettiğim kadarıyla babaların yaptığı şeyler, çocuğu alıp babaannenin yanına götürmek, akrabaların yanına götürmek. Bunun bende uyandırdığı izlenim babanın çocuğuyla baş başa kalmaktan korktuğu/zor geldiği oluyor açıkçası.Babalar mutlaka ama mutlaka çocuklarıyla baş başa da uzun bir süre geçirmeliler. Tabi ki aile ile de görüşmek çocukların sevdikleri tarafından şımartılması da harika. Ama baş başa zaman, sinema, lunapark, yürüyüş, ne olursa artık, mutlaka gerekli.


  •  3. Kişiler: Bu çok karışık bir konu. Tabi ki zaman ilerledikçe hayatınızda yeni birileri olabilir. Bu konuda anneler daha "sağduyulu" davranırken, babalar malesef çocukla olan görüşmelerine hemen bu 3. kişiyi dahil etme derdinde oluyor. Bence hiç tanıştırmayın daha iyi:) Bunu düzgün yapmanın ve çocuğu üzmemenin bir yolu yok çünkü. Yaş ilerlerdikçe, çocuklar zaten kendiliklerinden anne babalarının mutlu olmasını,  biriyle tekrardan evlenmesini kendileri ister duruma geliyorlar.Ama hemen değil.İşler çok ciddiyse ve çok kısa süre içerisinde evleniyorsanız durum farklı. Mutlaka bir psikolojik danışmandan detsek alınmalı bu durumda diye düşünüyorum.

  •  Medeni olun. Medeni olmanız sizin için değil çocuğunuz için ölümcül olduğunu unutmayın. Eski eşinizle telefonda "rahat" konuşmanın bir yolunu bulun. Çünkü konuşacaksınız. Doğum günü partilerinde karşılaşacak, okul karne günlerinde mecburen görüşeceksiniz.Gerekirse bunu uygun bir zamanda oturup konuşun ve planlayın.


  • Çocuğun öğretmenleriyle konuşun ve okulda çok ciddi desteklenmesini sağlayın. Ben ilk okul 4/5 dönemindeydim. Bazı derslerde defter tutmayı tamamen bırakmış , kursta ders kırmaya başlamıştım. Sınıf öğretmenim, demek ki haberi vardı, çok üstümde durup desteklemişti neyse ki. Çocuğun okulda yaptığı "garip" haraketlerin hassasiyetle karşılanması gerektiğini okul bilmeli mutlaka.


Sevgiler,

Ceren

24 Şubat 2016 Çarşamba

Yorgun annelere kıyağımızdır


Çocuklar bebeklikten çıktıkları andan 5,6 yaşına kadar, hatta Gökçe'nin durumunda daha da uzun, size sararlar da sararlar bütün oyunlarda siz de katılın isterler. Onlarla hoplayıp zıplayıp habire "mış" gibi yapacak daha da önemlisi bunları 50. kez yaptığınızda da eğleniyor görünmelisiniz.

Bazen gerçekten sıkılmaktan da öte, yorun veya hasta olabiliyoruz. Bu durumlarda kurtarıcı olabilecek hem de vicdan azabı duymadan çocukların hala oynadıklarını düşündükleri oyun listesi hazırladık.

Biz ana başlıkları veriyoruz, gerisi hayal gücünüze kalmış:

Yorgun anneler için çocuklarla "yatarak" oynanabilecek oyunlar listesi


  • Uyuyan ve horlayan baba oyunu
  • Ambulansçılık
  • Doktorculuk
  • Sorunu olan kaplancık
  • İlgilenmiyorum oyunu
  • Kırılmış kurtcuk
  • Ben bir battaniyeyim oyunu
  • Sessiz dağ oyunu
  • Ölü denizanası oyunu
  • Etrafımda dön oyunu
  • Anne bir kaya olmuş oyunu
  • Görünmezlik oyunu
  • Göbeğimi gıdıkla oyunu

Sizlerin de ufaklıkları en az eforla oyalayabildiğiniz fikirleriniz varsa lütfen paylaşın:)

Ceren

21 Şubat 2016 Pazar

Ilkokul Maceralarımız


Bu tarz yazılara ay yine mi okul yazısı diyor olabilirsiniz. Ama inanın şu anda çocuğu 4-5 yaşında olan,yakında ilkokul velisi olacak anneler iiçin bu yazılar valla amme hizmeti. Keşke ben de önceden rastlasaydım da naif ,herşeyi ince ve pembe zanneden dünyam bu kadar sertleşmeseydi :)))

Normalde çevrenizi hayatınızdaki insanları seçiyorsunuz ona göre de etkileri oluyor. Ama çocuğunuz okula gittiği anda oradaki çevrenizi seçemiyorsunuz. Sizin gibiler var, bir de "bu insanlar cidden gerçek mi yok canım daha neler" olan var.

Bu gözler bu 2 sen de öğretmen masasından yazı sınavı yapılmış defterleri alıp sanki çocuğunun el yazısıymış gibi düzelten anneler mi görmedi, öğretmene yılbaşında lokum+yılbaşı çiçeği+altın alan anneler mi görmedi,gizli kurulan whatsup gruplarında öğretmenin doğumgünü hediyesi ne olacak tartışmaları mı görmedi( ki bu sene sıkı hazırlanıyorlar zannımca gökyüzüne isim yazdırıp havai fişek patlatacaklar), öğretmene gidip hocam dünkü soru da şurada takıldım nasıl yapayım diyen 30 küsur yaşında anneler mi görmedi.

Hahaha ama intikamımı çok pis almış olabilirim bu haftasonu. Öğretmen ödev olarak kartona Istanbul kartpostalları yapıştırın demiş. Ben ne yaptım. Whatsup grubuna ' Ay öyle ödev vermek olmaz,biz İstanbul'daki bir tarihin eserin maketini yapmayı düşünüyoruz "yazdım. Yarın okula gittiğimizde Sultan  Ahmet Camii'nin gerçeğe yakın halini göreceğime eminim. Ben 2 kartpostalı kartona yapıştırırken öbürlerinin maket yaparak bütün hafta sonlarını berbat ettiklerine eminim.
Nihohoho yaşasın kötülük:))))

Gökçe

15 Şubat 2016 Pazartesi

Hay bin kunduz dedirten annelik anları


Çocuklarla ilgili bir çok günü oh bugünü de kazasız belasız atlattık diye bitirirken, bir çok zaman da bu kadar da olmaz dedirten aksilikler bizi buluyor. Aşağıdaki maddelerden bir çoğu benim şahsen başıma geldi. En kötü günümüz böyle olsun tabi, o ayrı...

1.  Çocuğunuzun bir oyuncağını aylardır onunla oynamadığı için atarsanız,tam o gün o oyuncağını sorar.

2. Uyuyan bebeğinizi taa arabanızdan evinizdeki yatağına kadar uyandırmadan taşırsınız, tam o anda hapşırığınız gelir.

3. Kızınız size baleye gitmek için aylarca yalvarır, derse yazdırdığınız gün siz ödemeyi yaptıktan sonra artık jimnastiğe gitmek istediğini söyler.

4. Çocuğunuz kırk yılın başı brokoli yemek ister ve o gün evde yoktur.

5. Birine bebeğinizin güze uyuduğunu söylersiniz ve bir daha uzun gündüz uykusu uyumaz.

6. Tam artık bebeklik eşyalarını dağıtmaya karar verip dağıttıktan sonra hamile kaldığınızı öğrenirsiniz.

7. 2 günlük bir yolculuğa gidip bir yığın bavul hazırlarsınız ve gittiğinize bir bakarsınız en basit şeyi unutmuşsunuz mesela bebek bezi.

8. Siz çocukları gezmeye götürmek için acayip bir hazırlık yaparsınız ve tam oraya vardığınızda uykuya dalarlar.

9. Bebeğiniz uyurken tam kendinize vakit ayrırmak istediğinizde , siz daha ne yapacağınıza karar veremeden bebek uyanır.

10.Çocuğunuzun ne güzel konuştuğunu eşe dosta göstermek istediğiniz an tek kelime bile etmez.

11.Çok kısa bir gezinti olacağı için yanınıza yedek kıyafet ve bez almadığınızda bebeğiniz ya kusar ya kaka yapar.



Sizlerin başına gelen murphy aksilikleri neler oluyor genelde?

Ceren


7 Şubat 2016 Pazar

Çocuklar için uyku öncesi hikayesi:"Bulutlar için müzik"

Çocuklar okul öncesi çağda hep hikaye dinlemek isterler. Ben kendim bir noktada tıkanır, bulduğum hikayeleri de pek beğenmezdim. Kısa ama umut verici ve şaşırtıcı hikayeler olsun isterdim. Bu da o zamanlarda bulduğum hikayelerden biri. Belki sizler de çocuklarınıza anlatmak istersiniz.


BULUTLAR İÇİN MÜZİK 

Bir zamanlar minicik bir ülke varmış ve çook uzun zamandır kuraklık yaşıyormuş.
O kadar uzun bir zaman yağmur yağmamış ki insanlar artık kötü hasatlardan dolayı açlık çekmeye başlamış.

Bir gün müzisyenlerden oluşan bi grup seyahat ederken bu ülkeye uğramış. Ama ülkedeki sorunlardan dolayı hiç kimse müzik dinlemek istemezmiş.

Müzisyenler itiraz etmiş "Ama müzik sorunları aşmanıza yardımcı olur" demişler. Ama kimse buna ilgi göstermemiş ve inanmamış.

Müzisyenler neden yağmur yağmadığını bulmaya çalışmışlar. Durum çok garipmiş çünkü gökyüzü tam yağmur havasında görünüyormuş bulutlu ve karanlık.

" Aylardır bulutlar geziyor ama bir damla yağmur yağmadı" demişler insanlar.
" Merak etmeyin" demiş müzisyenler "biz ülkeye yağmur getireceğiz".


En yüksek dağın tepesine gidip provalara başlamışlar.

Müziği duyan herkes meraklanmış ve dağa doğru gitmiş.


Kalabalığı gören orkestra şefi konseri başlatmış ve müzisyenler de çalmaya başlamış.
Enstrümanlarından küçük, tatlı nameler çıkmaya başlamış ve yüksele yüksele bulutlara kadar gitmiş.

Müzikleri çok keyifli, mutlu ve eğlenceliymiş. Notalar bulutların yumuşak ve tombul göbeklerine dokunmaya başlamış.

Gökyüzü bir anda kocaman bir gıdıklama oyununa dönüşmüş. Koca koca bulutlar şimşekler çakarak kahkahalar atmaya başlamışlar.

Müzisyenler çalmaya devam etmiş ve bir süre sonra bulutların gülmekten gözlerinden yaşlar gelmiş ve bütün üklenin üzerine gözyaşlarını dökmeye başlamışlar.

Ülke sonunda beklediği yağmura kavuşmuş.

Bu müzik yağmuru sonrasında ülkedeki herkes bir enstrüman çalmayı öğrenmiş ve sıraya dağa çıkıp bulutları mutlu edecek nameleri çalmayı hiç ihmal etmemişler.

Bitti.


Ceren

7 Ocak 2016 Perşembe

Ben geldimmmmm,hepinize mutluluklar getirdimmmm



Veeeee cuma gelirrrrrrrrrr!


Büyük oğlumun söylediği şarkıyı cuma 'nın ağzından söylemek istiyorum.
"Bennnn geldimmmmm,hepinize mutluluklar getirdim"

Bu haftasonu pazar planımız Uniq Istanbul'daki  The Zone Harika Matematik Sergisi'ne gitmek.Kim bilir belki sonrasında ana oğul  Türkiye'nin ilk açık hava buz pistinde buz pateni yaparız.

Oyuncak müzesi iyi güzel ama Göztepe bize çok uzak,kim gidecek taaa oralara diyenlere duyurulur:Sunay Akın'ın oyuncak müzesi 3 ay boyunca Mall of İstanbul Moi sanatta olacak.


Biz bu hafta Turtıl Kids'ten aldığımız küçük filozoflar serisinden Albert Einstein nin Işığı adlı kitabı okumaya başladık.Kitap çok güzel ama konusu itibariyle(ışık hızı,zamanda yolculuk vs.) çocukların tek başına okumasından ziyade bir büyükle beraber her sayfayı konuşarak okumasının daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Son olarak Istanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün yeni bir projesi  var 'Hayaline Uç' : İngilizce 3 dakikalık bir video ve 750 kelimelik bir kompozisyonla Istanbul 'u Amerika'da tanıtma hakkına sahip olmak için yarışıyorsunuz.

Herkese iyi hafta sonları!

Gökçe

29 Aralık 2015 Salı

Ebeveynlere İpuçları Bölüm 2

İpuçları yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz:

12. Çocuklar hep susamış olmalarına ya da çişleri gelmesine rağmen,inkar ederler. Buna rağmen bir bardak su ya da lazımlık göstermeniz yapmaları için yeterlidir.

13. Kayınvalidenizi yok sayın,o hiçbir şey bilmiyor.(Bu biraz fazla sert olmuş)

Arkadaşım Jordan ' dan

14. Sadece fiziksel olarak değil,duygusal olarak da,beyinsel olarak da ebeveynlik yapın. İşten eve geldiğinizde telefonunuzu çantanızda bırakın,çocuğunuzla zaman geçirin.(10 dakika ya da 1 saat kim bilir ). O gün ne kadar stresli olursanız olun,gün ne kadar kötü geçerse geçsin yemeğe kadar,yatana kadar ya da evde işinize devam edene kadar çocuğunuza zaman ayırın. Bazen çocuğunuz bu kalite zamanı geçirmek için çok meşgul bile olabilir ama orada olduğunuzu bilmek  bile ona yeterlidir.

15. Eğer 2 tane küçük oğlunuz varsa ,her zaman çoraplarını kaybederler ya da karıştırırlar.Ben de bu çorapları düzenlemek için çok fazla zaman harcıyorum.En sonunda her tipten çorapları belirledim ve 15 çift aldım.En sonunda küçük olan çizgili lacivertleri,büyük olana  çizgili grileri verdim.Böylece kaybolan karışan çoraplarımız yok.

16. Her hafta markete gittiğimizde bir oyun oynuyoruz.Ben ona her birinden 2 sebze/meyve seçmelisin diyorum.Bu tamamen onun kararı oluyor.Sonra eve gittiğimizde bunlardan yeni şeyler yapıyoruz.Çok değişik şeyler ortaya çıkıyor.Patates kızartmaları,lahana kızartmaları, sotelenmiş kabaklar,yeşil içecekler.Ve bunları onun yiyecekleri olarak tanıtıyoruz.

17. Çocuklarım dişlerini fırçalarken bir şarkı seçiyorlarBu onları eğlendiriyor çünkü sözlerini biliyorlar.Bu bir nevi kronometre oluyor çünkü şarkının ne kadar sürdüğünü biliyorlar.
Arkadasım Lena ' dan
18. 4 yaşındaki oğlumuzla bazı zorluklar yaşadığımız dönemde bir arkadaşım ona günlük planımızı özetlememi tavisye etti. Böylece ne geleceğini ve ne beklemesi gerektiğini bilecekti. Çok işe yaradı!Bebekken ona hiç bir açıklama yapmadan onu da alıp geziyordukOna önceden anlatmak resmen fark yaratı! Planlarımız bazen basit ve eğlenceliyd,o da ne yapacağımızı biliyor olmanın keyfini çıkartıyordu.  Diğer zamanlarda ona üzerinde düşünebileceği bir durumu açıklıyordım mesela "Şimdi bir partiye gideceğiz, sendne küçük çocuklar olacak ve onlara karşı sabırlı olmalısın" ve onu planlarımıza bu şekilde dahil etmemiz onun çok hoşuna gidiyordu
19. Eğer çocuklarınız bebek arabasında kısa bir uyku uyuyorlarsa,şapkasını aşağıya gözlerinin üzerine çekin.Böylece daha uzun uyuyabilir.

20. Hangi sorumlulukları severek yapabileceklerini bulun.Mesela kızım çöpü çıkarmayı severken oğlum bulaşık makinesini boşaltmayı sever. Çamaşır yıkama rutinimizi anlatırken oldukça heyecanlanmışlardı. Sevmedikleri sorumluluklar mı? Tabi ki kendi odalarını temizkemek.Olsun, bununla yaşayabilirim sanırım.
21. Kışın neon renklerde bir şapka takın.Böylece koşabilir ama saklanamaz.



27 Aralık 2015 Pazar

Ebeveynlere İpuçları Bölüm 1


Bugünkü çevirimiz yine severek takip ettiğim blog Coup of jo'dan.Bu sefer bize kendisinin ve arkadaşlarının ebeveyn olmasını kolaylaştıran 21 tüyoyu veriyor.

Jo'dan :
1.Eğer çocuğunuz düşerse ona "Acıdı mı? Korktun mu?" diye sorun.Sonra sizin,babasının ya da tanıdık birinin küçükken düşme hikayesini anlatın.Bu hikayeler oğlumun en sevdiği hikayeler oldu.

2. Her zaman ve daima uçakta birbirinizden ayrı oturun. Eğer ailece uçuyorsanız bir ebeveyn çocuklarla otursun öbürü yalnız otursun. Her 2 saatte bir yer değiştirin.Bu herkes için yolculuğu kolay ve eğlenceli kılacak.

Arkadaşım Jenny;

3. Yemek masasında ya da herhangi bir yerde dikkat çekmek istediğinizde " Sana daha önce ...... hakkındaki hikayeyi anlatmış mıydım?" diye konuya başlayabilirsiniz.

4. Yaptığınız en iyi yatırım 25 dolarlık kir düşmanı ( dirt devil)  için olacak ve bu arabanızda yaşayacak.

5. Okula dönüş partisinde kimse kapmadan yiyecek-içecek görevini kapın.

6. Kronometre mükemmel bir motivasyon aracıdır;eğer çocuğunuz ayakkabısını bağlasın ya da tabağını temizlesin ya da odasını temizlesin istiyorsanız.

7. Çocuğunuz en sonunda kutu oyunları oynayacak yaşa geldiği için heyecanlıysanız da, eskiden oynamış olduğunuz bir oyunu bulmanız ne kadar size nostalji mutluluğu yaşatsa da bunu evinize sokmayın. Sonuç olarak oynarken sıkılacaksınız..  
Arkadaşım Kendra'dan;

8. Haftanın başında büyük bir porsiyon pankek hazırlayıp buzluğa koyun. Lazım olduğunda çıkarıp pişirebilirsiniz. Böylece bütün hafta hızlı ve lezzetli sabah kahvaltınız hazır olur.

Arkadaşım Abby'den;

9. Küçük çocuklarınızla yaşanan evden mont giymeden  çıkma savaşlarını önlemek için " Montunu giy " demek yerine " kollarını  çıkar " deyip montunu hemen giydirin.

10. Haftada bir günü şeker/donut günü belirleyin." Şeker yiyebilir miyim" dediğinde hayır demek yerine " Ama biz Çarşamba günleri şeker yiyoruz " diyebilirsiniz.

11. Metro yolculuklarında ( ya da herhangi bir yolculukta ) anaokulu yaşındaki çocuğunuza hangi kitabı yanına almak istediğini sorun.Bizim favori kitabımız " Waldo nerede?"



22 Aralık 2015 Salı

Almanya'da ebeveyn olmak

Daha önceki yazılarımızda "Cup of Jo" blog'unun  ilgili "dünyanın çeşitli yerlerindeki annelik" serisinden Türkiye'de ebeveyn olmak yazısını paylaşmıştık. Şimdi de yine bir Amerika'dan bir annenin Almanya'ya yerleştikten sonraki gözlemlerini yazdığı yazısını çevirip hazırladık.
Biz çok severek ve zaman zaman şaşırarak okuduk umarım siz de beğenirsiniz.



İlgili konuk Luisa Weiss, Berlin'de eşi ve 2 yaşındaki oğlu Hugo ile yaşıyor.

Luisa aslında berlin doğumlu annesi amerikalı babası italyan. Ancak boşanma sebebiyle 2 yaşında Boston'a taşınmışlar.
"Babamla Boston'a taşındım ve orada önce amerikan yuvalarına sonra da ilkokuluna devam ettim" diyor.
"Ama her zaman Avrupa'da annemi ziyarete gittim, yaz tatilleri ve okul tatillerinde."
Daha sonra Boston'da universiteye gitmiş, Paris'de bir yıl geçirmiş ve sonra da 10 yıl kadar New York'da yaşamış.

"Kocam Max ile birbirimizi liseden şöyle bir tanıyorduk, ama Paris'e taşınana kadar onu gerçek anlamda tanımadım. O sırada orada staj yapıyordu ve ortak bir arkadaşımız bizi tekrar görüştürdü"
Birlikte vakit geçirmeye başladık ve aşkımız oldukça hızlı filizlendi".
Sonra Luisa tekrar New York'a gidiyor ve aradaki uzaklıkla başa çıkamayıp bir süre ayrı kalıyorlar.Hikaye burada bitmiyor. Yıllar sonra sonunda tekrar birleşiyorlar ve birlikte Berlin'e yerleşip burada bir hayat kuruyorlar.


İlk izlenimler hakkında:

Almanya'ya sefil bir kış zamanı geldim, böylece ilk bir kaç ayım sadece kar ve buz görerek , sürekli üşüyerek geçti.
Aynı zaman da çok da sessiz sakindi.New York'dan daha sessiz daha temiz ve daha gri...
Kendimi eski yaşantımı özlerken buldum.Ve tabi arkadaşlarımı.Pek güzel zamanlar değildi. Hatta oldukça kötüydü. Ama içimdeki dipteki ses bir şekilde huzurlu kalmayı başardı.

Çevre mahalleleri sevmek üzerine:

Şu an Charlottenburg  şehrinin batısında yaşıyoruz.Kaldığımız kısım tipik bir sessiz mahalle.Berlin'in en büyük sarayı olan Schloss Charlottenburg'un tam karşısındayız ve bu harika çünkü sık sık bahçelerinde yürüyüşe çıkıyoruz.
Şehir oldukça büyük fakat otobüslerle, metroyla bir yerlere gitmek o kadar kolay değil. Berlin Almanya'daki diğer şehirlerden biraz farklı çünkü tarihinde fakirlik var, endüstrisiz bir yer dolayısı ile çok daha rahatlar.


Soğuk ve sıcak hava hakkında:


Hava pek güzel değil...Kışlar uzun karanlık ve soğuk,yazlar da baya bir hayal kırıklığı. Temmuzda süveter ve çorap aradığım günler oluyor. Ama eğer güzel bir yaz günüyse daha iyi bir yer bulamazsınız.
Saat gece 10'a kadar kararmayan hava,ıhlamur ağaçlarından ve topraktan yayılan muhteşem konular, şehrin arkadaşça ve davetkar havası. Böyle günlerde bütün o kötü havalara katlanmaya değer diyor insan.

Hamilelik hakkında:

Hamilelik kutlanan bir şey Almanya'da da,  ama biraz daha özel tutuluyor. Çevrenizdeki insanlarla doğumun ne zaman olacağı veya nasıl hissettiğiniz konusunda konuşmanız gerekmiyor.
7 aylıkken Amerika'ya gittim ve herkesin hamileliğimle ne kadar arkadaşça  ve ilgili olmasıyla rahatladım. Tekrar geri geldiğimde ise hafiften üzüldüm çünkü insanlar çok daha içe dönük ve sessiz bu konuda.


Almanya'da bebek sahibi olmak hakkında:

Beni en çok şaşırtan konulardan biri doğum sırasında ve sonraki aylarda ne kadar "güvende" ve "ilgilenilmiş" hissettiğimdi. Her şey çok çok iyiydi.
Burada her hamile kadınla ilgilenen bir "ebe" var ve bu ebe hem hamilelikte hem doğum sonrasında eve kadar gelip sizinle ilgileniyor.Benim ebem çok iyi ve havalı bir kadındı eve
haftada bir geliyordu, bana salondaki koltukta akupunktur yapıp ahşap bir borozanla karnımı dinliyordu. Doğumdan sonra 6 hafta boyunca evimize geldi benimle ve Hugo ile ilgilendi.Önce her gün, sonra yavaş yavaş sıklık azaldı.

6 haftanın sonunda artık ona özellikle ihtiyacım olmadığı sürece gelmeyeceğini söyledi. Bu beni afalattı. Sonuçta yardıma ve ilgiye alışmıştım.

Doğumumla ilgili komik olan, kağıt üzerine döksek ortaya korkunç bir tablo çıkar( 25 saatlik doğum, ilaçlar, epidural ve en sonunda sezeryan) ama bana o kadar sevgiyle yaklaştılar ve ilgi gösterdiler ki bütün olayla ilgili sadece mutlu anılarım var.
 Doğum yapacak her kadına eşlik eden ebeler var. Benim doğumumda 4 ebe yardımcı oldu. 3'ü melek gibiydi, sanki kendi kızlarıymışım gibi benimle ilgilendiler. 4. sü biraz daha soğuk ve iğneleyiciydi. Öncelikle önemsedikleri konu benim nasıl hissetiğim, güçlü ve cesur olmamı sağlamaktı.
12 saatlik uğraştan sonra ebelerden biri bana artık epidural almanın iyi fikir olduğunu söyledi, anestezi uzmanı gelip gittikten sonra da bizi rahat bir odaya alıp uzandırdılar.


Doğum izni hakkında:

Çalışan kadınlar doğumdan 6 hafta önce izne çıkıyorlar. Doğumdan sonra 8 hafta ücretli, sonrasında 12 aya kadar %65 ödemeli, hatta kendi işini yapan kadınlar bile önceki seneki kazancının %60'ını alarak 12 aya kadar izin yapabiliyorlar.
Doğum oranı az olan bir ülkede yaşamın faydaları bunlar devlet bu konuyu teşfik ediyor.



Çocuk bakımı/bakıcısı hakkında:

Almanya'nın batısında bir çok kadın çocukları 3 yaşına gelene kadar evde bebekleriyle kalıyorlar. 3 yaşından sonra yuvalar bedava ve garantili.
Hugo 18 aylık olduğu zaman çocuk doktorumuz beni işe dönmemem konusunda oldukça baskı yapmıştı. Ama tanıdığım bir çok kadın bebekerinin 1. yaşı civarı işe döndü.
İşe döndükten sonra ebeveynlerin bir kaç seçeneği var:
Kita  denilen çocuk bakım hizmetleri/yuva
Tagesmutter denilen , bakıcının kendi evinde birden fazla çocuğa baktığı sistem.




Devlet yardımı hakkında:


Burada Ebeveynler devletten çocuk parası" adından bir aylık yardım alıyorlar. Yaklaşık 200 euroluk bir para bu, kaç çocuğunuz olduğuna göre artıyor.
Çok yüksek bir rakam değil ama hoş bir ek gelir. Bu yardım çocuklar 18 yaşına gelene kadar veriliyor, ondan sonrasında eğer bir işleri yoksa 21 olana kadar devam ediyor.Hatta sonrasında hala öğrenim görüyorlarsa 25 yaşına kadar uzuyor.




Arkadaş edinme hakkında:


Genel olarak alman kadınlar, amerikalı kadınlar kadar arkadaşça ve dışa dönül değiller. Ama bir kere size açılmaya karar verdiler mi çok daha derin ve anlamlı
arkadaşlıklar gelişebiliyor. Sağlam arkadaşlıklar çok sık görülen bir şey ve kadınlar burada istekle ve hevesle  anneliğin zorluları hakkında konuşuyorlar.
Almanlar samimiyetsizliğe karşı çok tahamülsüz.
Burada güzel bir nokta, ebeveynlik konusuna gelince insanlar sizin kendiniz için doğru olanı yaptığınızı düşünürler ve yargılayıcı olmazlar.


Berlin'deki insan tabiatı hakkında:

Berlin de yasayan insanlarım huysuz olma eğilimleri bilinen bir gercektir. Bir çok expat, turist ve arkadaşça olan Berlin'li buna alışana kadar zorlanır. Ama Berlin'de de bir çok arkadaşça insan bulunuyor. Ayrıca siz kibar olduğunuz sürece insanlar da size karşı iyi davranır.


Çocuklarla aktiviteler hakkında: 

Hugo'nun en sevdiği şey hayvanat bahçesine gitmek.
Hayvanlara takmış durumda. Filler, su aygırları,zürafa, hepsini çok seviyor. Hugo su birikintilerini de çok seviyor.
Karşı koyamıyor ve her zıplamada "patsch" diye çığlık atıyor.


Oyun alanları hakkında:

Berlin'de bir çok çocuk parkı var, şehrin ortasında bile var. Tahta yapılardan oluşuyorlar her her zaman kum üzerinde bu parklar.
Kum, plastik matlardan veya ahşap zeminden daha iyi hissettiriyor. İstersen ayakkabılarını çıkartabilirsin ve hatta gözlerini de kapatırsan tatilde gibisin.

Parka gelen herkes havlu ve kova getiriyor. Böylece parklar küçük bebekleri bile çok eğlendiriyor.


Oyuncalar ve kitaplar hakkında:

 Almanya dünya çapında ünlü oyuncaklara sahip, Haba , Selecta ve Hess ve Playmobil ve Schlecih .
Oyuncak mağazaları daha az plastik üründen oluşan fantastik oyuncaklarla dolu.

Kitaplara gelince, odaklanılacak bir edebiyat yok çocuklar 6,7 yaşına gelip okula gidene kadar kitap okumuyorlar.
Okul öncesi eğitim/yuvalar bütün gün oyundan ibaret.



İtme bisikletleri:


İnsanlar burada pedalsız ve iki tekerlekli antreman bisikletlerini çok seviyor. Tüm küçük çocuklarda var. Şuna inanıyorlar eğer dengede durabilirsen bisikleti sürebilirsin. Gerçekten de 3,4 yaşındaki çocukları gerçek bisikletleri kullanırken görebilirsiniz.
Bazen "vay be gerçekten çok küçük bir insan kullanıyor bunu" diyerek hayrete düşüyorum.



Kendine güveni öğretmek hakkında: 

Hugo 2 yaşında, ve geçenlerde bir konferansta öğretmen dedi ki, “onun kendinden büyük yaştaki çocuklarla gelmesinden endişeliyim.”
Neden olduğunu sordum, dedi ki "kendi hakkını korumayı öğrenmeli. Diğer çocuklar gelip oyuncağını aldıkları zaman buna izin veriyor".
Ben şaşırdım "evet, bu paylaşmak olmuyor mu", ama bana dedi ki"oyuncağı geri almalı veya kavga etmeli,onun tüm kavgalarını öğretmenler veremez onun için".

İçimden gülüyordum, amerika'da çocukları çok farklı sosyalleştiriyoruz çünkü.
Biz amerika'da "paylaşmak zorundasın, orta yol bulmak zorundasın" a inanırız.
Almanya'da ise ortaya çıkıp hakkını savunmak öğretiiyor.
Evimize alman arkadaşlar geldiğinde de, hugo onların çocuklarının bir oyuncağı ile oynadığı zaman, alman arkadaşlarım çocuklarına "hadi git al oyuncağını, onun oynamasını istemiyorsan gidip geri al" diyorlardı.
Bu kabalık veya çatışmacılık öğretmek değildi, sadece çocuklarına kendi hakkını almasını göstermekle ilgiliydi.



Akşam dışarı çıkmak hakkında: 


“Anne baba saati” sadece amerika'da duyduğum bir terim.
Düzenli olarak bir bebek bakıcısı tutmak burada alışıldık değil.
Eğer aile büyükleri yakınlarda yaşıyorsa, onlar gelip bir akşam çocuklarınıza bakarlar,
aksi halde çocukları da yanınızda götürürsünüz. Bir restorana çocuklarla gitmek hiç sorun değil.
Berlin'de yaşam çok da şaşalı değil ve çocuklar da burada her zaman manzaranın bir parçası olarak kabullenilmiş.

Helikopter ebevenylik hakkında:


Çocukluk burada özgürlük ve mutluluk dönemi.
Burada okula yürüyerek veya bisikletle giden çocuklar görüyorum.
Haftasonları mahallede tek başına kahvaltı alan ve etrafta gezinen çocuklar var.
Bir çocuk 7-8 yaşına geldiği zaman aileler onu tek başına haraket etmesi konusunda cesaretlendiriyorlar.

Bağımsızlık alman ebeveynlerince ödüllendirilen bir davranış.  Bu amerikalı ailemde pek alışılmadık bir durum.
Ailem hala karşıdan karşıya geçerken benim elimi tutabilir mesela ve ben 36 yaşındayım.
Bu davranışlar kesinlikle ergenlik dönemine de uzuyor. 14 yaşından itibaren arkadaşının evinde kalabilir, aileler gözetimde bulunmaz ve çocuklarına güvenirler.



İş/Yaşam dengesi hakkında: 

Almanya'da çalışanlar senede 6 hafta izin kullanıyorlar, ve bir çok kişi haftada 30-40 saat arası çalışıyor
Bundan fazlası gerçekten çok nadir görülüyor. İşkolik olmak bir değer olarak görülmüyor.
Genel anlayış hayatını yaşaman gerektiği yönünde. Kariyer sahibi olmak enteresan ve tatmin edici de olsa tüm resim bundan ibaret değil.






NOT: Yazının orjinaline ve bir çok fotoğrafına ulaşmak isteyenler için tıklayın:
Yazının orjinali

20 Aralık 2015 Pazar

Çocuklar İçin Kutu Oyunları

Büyük oğlum tam bir aktivite/faaliyet insanı.Yalnız oynadığı zamanlar da oluyor ama genellikle oyunlara biz de katılıyoruz.Bebekten önce hoplamalı zıplamalı ,saklambaçlı, kovalamacalı oyunlar daha kolaydı ama genel yorgunluk hali neticesinde bu aralar bu oyunlar beni yoruyor. E kız çocuğu da değil ki hadi mahsusçuktan ben sana misafir gelmişim sende bana çay yapmışsın diyeyim.

Annem bize geldikçe hep der,"sana baktıkça ben çocuk büyütmemişim diyorum".Tabi ki beni o büyüttü,çalışan bir anne de değildi ama böyle söylemesinin sebebi kız çocuğu erkek çocuğu farkı.Ben Barbie'lerimle,Sindy'lerimle (sahi Sindylere noldu ya?) oynayan bir kız çocuğuydum. Bir kere gelinlikli Sindy'me düğün yapicimmmm ama bir damat yok ortada diye annemi Tahtakale'ye sürüklemişliğim var.Sonrasında ama evde bütün ev ahalisinin diline destan olan çokoprens ikramlı çok güzel bir düğünle başgöz etmiştim Sindy ve Ken'i.

Sadede gelirsek benim kendi çocuğumla hayatım böyle değil,bende çare olarak kutu oyunlarına başvuruyorum.En azından yerde oturuyorum ,bebek de yanımda duruyor...

Evde hangi kutu oyununu oynuyoruz derseniz;

Uno Spin


Uno oyununu pek çoğunuz biliyorsunuzdur.Kartlarla oynanan,renk ve sayıların büyüklüğüne dayanan iskambil oyununa benzer bir oyun.Uno Spin de fazladan birde döndürülsen bir çark var.Bu olaya daha eğlence ve heyecan katıyor.Yeri geliyor tam yeniyor oluyorsunuz ama çarkı döndürünce elindeki kartları yandaki oyuncuya ver çıkınca hooooppp sizin kartlar ona onun kartlar size oluyor.Ondan sonra da seyret mızıkçılığı.

Coco Crazy


Belki oyunun zorluğundan belki hamilelik sonrası benim beynimde bir duraksama olduğundan ben ilk önce bu oyunu çok anlamadım.Ama anladıktan sonra baya sevdim.6 tane yumurta 6 yumurtanın içinde de 6 renk maymun var.Oyunu zar atarak oynuyorsunuz.Amaç zarlar atıldıkça siz yumurtanın içindeki maymunların renklerine baktıkça ya da yumurtaların yerleri değiştikçe her bir yumurtanın içinde hangi renk maymun olduğunu bilmek.Ciddi dikkat ve hafıza geliştirici bir oyun.Oldukça da zevkli.Şiddetle tavsiyemdir.

Monopoly Junior Game

Pek bilindik monopoly oyununun daha miniklere ya da genç dimağlara diyelim uyarlanmış hali.
Ama o yeri ben alacaktım,sen niye aldıklar,benim bölgemdesin ver bakalım kirayı demelere geçen oldukça zevkli bir oyun.



Around  the world


Bu oyun İngilizce.Hem biraz dil öğrenmeye hem de çocuğun ülkeleri tanımasına yardımcı olan daha öğretici bir oyun.Yine zar sistemiyle oynan monopoly tarzı bir oyun.Bu da yeni ülkeler ve yeni bilgiler öğrettiği içim çocuklar açısından zevkli bir oyun.



Gökçe



17 Aralık 2015 Perşembe

Ebeveynler için Minecraft'a giriş



Çocuklarımızı esir alan bu pek acayip, pek bir şeye benzetemediğimiz oyunun ne olduğunu araştırdım ve sizler için Minecraft dosyasını açmış bulunuyorum:


Genel bilgiler: Minecraft, lego stilinde tasarlanmış bir macera oyunu. Çeşitli platformlarda oynanabiliyor : Ipad, Android Tabletler, Bilgisayar, Playstation vesaire.
Ve şu an 100 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısı var dünyada. Türkiye nüfusundan fazla!!


Oyunu anlatırsak: Oyuna ilk başladığınız anda rastgele bir dünyadasınız, doğal bir ortam , orman, göl kenarı falan gibi düşünün. Ama dımdızlaksınız. Oyunun sağladığı hammadeleri ( küp küp bunlar) bularak ve biriktirerek kendi yapılarınızı inşa edip, oluşturabiliyorsunuz.
Bu hammaddeler çeşitli materyaller olabiliyor, mesela kaya, kum, lava, odun. Öncelikle odun bulması gerekiyor oyuncunun. Böylece bir "el işi masası" (crafting table)  hazırlayıp  inşaa işlerine böyle devam edebilir.
Oyuncuların bu maddeleri kullanabilmek için çevreden bunları bulup toplamaları gerekiyor. Elmas bulmak çok önemli mesela, zor bulunan elementlerden.

Oyunun 2 modu var, "hayatta kalma" modu ve "yaratıcı" mod. Hayatta kalma modunda oyuncular kendi yemeklerini ,maddelerini , ihtiyaçlarını kendileri bulur.
Bu arada (hiç anlam veremediğim bir şekilde) bir de kendilerini gece ortaya çıkan zombilerden de korumaları gerekiyor.

Diğer modda; yani yaratıcı modda ise oyunculara istedikleri maddeler  kolayca veriliyor ve istediklerini inşa edebiliyorlar.
Ben bunu duyunca dedim ki oğluma "e peki neden herkes o zaman bu modda oynamıyor?", öbür türlü daha zorlayıcı olduğu için daha keyifli olduğunu söyledi.

Bu oyunun "seviyeleri" veya "puan kazanma" derdi yok.
Mümkün olduğunca çok inşaa etmek ve de hayatta kalmak oyunun amacı.


Oyun tek kullanıcı ile de oynanıyor, birbirlerine bağlanarak veya başka bir minecraft sunucusuna bağlanarak da oynayabiliyor çocuklar. Hani bazen yan yana oturup konuşa konuşa oynuyorlar ya işte birbirlerinin sunucularına gidiyor veya ortak bir sunucuda buluşuyorlar.

Oyunda "steve" , "enderman" , "zombie", "iskelet" gibi çeşitli karakterler var.

Oyunun en güzel özelliği çocukların hayal gücüne ve yaratıcılığına fevkalade bir ivme kazandırması.
Ben şahsen bu oyuna izin veriyorum, özellikle oğlumun neler ortaya çıkardığını gördükten sonra hayran kaldım ortaya çıkan şeylere.
En kötü özelliği ise biz anne babaların hiç bir şey anlamadan aval aval bakması.

Umarım birazcık "nedir bu minecraft" sorularımıza derman olur bu yazı:)

Sevgiler.

Ceren

7 Aralık 2015 Pazartesi

Devlet Okulu Maceramız, Bölüm 2

Bugün niyetim bambaşka bir konu yazmaktı ama sonuçta gün başka konularla geçti,benim kafa hepten başka şeye dağıldı.Daha önceki yazımda belirttiğim  gibi oğlumu devlet okuluna vermiştim.Ve hala doğru bir karar mı değil mi diye kafamda soru işaretleri vardı.



Bugün bambaşka bir şeye karar verdim.Gerçekten önemli olan devlet okulu,özel okul değil ya da sosyal aktiviteler imkanlar da değil,ya da ne biliyim çok iyi eğitim araç gereç,konferans salonu ,kütüphane falan da değil.Önemli olan öğretmen; kendisinin bir lise öğretmeninden ,bir ortaokul öğretmeninden farklı olması gerektiğini bilen,çocuğa eğitim hayatıyla ilgili ilk ve en kalıcı temeli verdiğini bilen,bir bayan için çok rahat bir meslek diyen annesinin seçimiyle değilde kendi seçimi ve isteğiyle öğretmenliği seçmiş  ve "evet ben bu küçük çocuklarla uğraşabilirim"diyecek olan bir öğretmen.

Okulu "aaa çok güzel konferans salonu var "diye seçmeyin siz çocuğunuzu okul dışında da panellere,söyleşilere götürebilirsiniz ya da "devlet okulu ama iyi bir kütüphanesi var" diye seçmeyin siz zaten bilinç bir ebeveynseniz o kütüphaneyi kendi evinizde de kurabilirsiniz.

Burada en önemlisi çocuğunuza ilk hayranı olacağı,ilk örnek alacağı ,ilk en çok seveceği öğretmenini vermeniz.

Bu yüzdendir ki benim içimde çocuğuma bunları verememiş olmak uhde kalacak.Bu yüzdendir ki 3 aydır okula her gün belki resim kolu bugün seçilir ve ben resim kolu olurum diye okula giden oğluma artık " e ne oldu öğretmenin kolları seçti mi " diye sormaktan vazgeçmem  ya da 15 gün sonra yapılacak okuma yarışmasına harıl harıl kendince hazırlanan " anne ben de baya iyi okuyorum , bence bu sefer kesin beni de seçer " diye ümit eden oğluma " yok kuzum o senle uğraşmaz eline hazır uğraşmadan gelen kuzuları seçer " diyemeyip ,o gün geldiğinde acaba nasıl teselli ederim diye düşünmem...

Velhasıl kelam bırakın okulun bakımlı,gösterişli binasını,bırakın harika sosyal faaliyetlerini,bırakın gösterişli spor salonunu ,siz iyisi eline gelen öğrencilerini severek okutacak bir öğretmen bulun .....

Gökçe

2 Aralık 2015 Çarşamba

Temalı Doğumgünü Partisi: Harry Potter

Çocuklar ilkokula başladıktan sonra doğum günleri iyice şekil değiştiriyor , okul arkadaşlarının ağırlıklı olduğu bir partiye dönüşüyor.  Biz de oğlumuzun geçen seneki 7. Yaş gününü bu sebeple mecburen dışarıda bir yer ayarlayarak kutladık. Pek temalı parti niyetlisi değildim ama öylesine bir konuşma sırasında  konsept belirlemiş olduk: O sırada yeni yeni izleyip tamamını bitirdiğimiz Harry Potter... Bizim oğlan da bir kere konsept belirlendikten sonra feci gaza geldi, bize de konsepte uygun bir parti hazırlamak düştü.

Neler yapılabilir diye baya bir süre araştırma yaptıktan sonra elimizden gelen işleri kendimiz yaptık, pasta ve kurabiye ve diğer bazı süsler konusunda da profösyonel yardım aldık.

Davetiyeler


Temalı parti

Davetiyeleri kırtasiyeden aldığımız hafif kalın pütürlü kağıtlara çıktı alarak yaptık. Yazının içeriği için internetten indirerek kullandığımız özel fontları kullandık. Davetiyeleri rulo haline getirip kırmızı kurdela ile bağladık.

Arka plan – Fon 
Büyük boy kartonlara internetten aldığımız “ Tuğla Duvar görünümlü yapıştırma kağıt” ları yapıştırma suretiyle arka plan-panomuzu hazırladık. Üzerine de Harry Potter’daki ünlü 9,5 treni logosunu yapıştırdık.


Harry Potter Temalı parti

Masa üstü süsleri ve hediyelikler

  • Bir adet oyuncak beyaz baykuş
  •  Çocuklara dağıtmak için Amazon’dan aldığımız Harry Potter gözlükler
  • Led Mumlar
  •  Çocuklara dağıtmak için siyah kartondan büyücü şapkaları
  • Kurabiyeler
  • Sorting Hat oyuncağı (Harry Potter kitaplarında büyücülük okuluna yeni başlayan çocukların okulun hangi kalesine gireceğine karar veren büyülü şapka, yine daha önce amazondan almıştık bunu)
  • Parti bardak, pipetleri : Bunun için sadece konsepte uygun renk olarak Sarı Bardak, Siyah Pipet kullandık. Balonları da aynı renklere kırmızı rengi de ekleyerek seçtik.


Banner 

Butik bir pasta atölyesine yaptırdığımız banner hem çok güzel oldu hem de bunu daha sonra odamıza astık, hala kullanıyoruz severek.

Pasta

Butik pastacımız bize tam istediğimiz görünümde bir pasta hazırldı. Ancak tadı konusunda çok olumlu konuşamayacağım, konseptli ve alangirli pastaların tadı pek güzel olmuyor.

Harry Potter pasta


Bir kısmını kendi becerimizle bir kısmını da yardım alarak nispeten uygun fiyata getirdiğimiz temamız umarım sizlere de fikir verir.



Önümüzdeki senenin konseptini de şimdiden belirledi bizimki, kostümlü olacakmış, nasıl olacak bilmiyorum artık bir şekilde unuttursak bu fikri harika olacak...


Ceren

29 Kasım 2015 Pazar

Çocuklarla beraber izlenebilecek harika filmler



Çocuklu ailelerin kaderi,  hepimiz animasyon filmleri mecburen takip ediyoruz ve beraberce izliyoruz: Oyuncak Hikayesi, Frozen vesaire. Bazıları çok harika ama bazıları gerçekten çok bayık olabiliyor Animasyon olmayan, büyüklerin de biraz nostalji yapabileceği harika çocuk filmleri de var. Onları biraz hatırlamak için size bir liste hazırladık.

1.Karate Kid



Özellikle babalar bu işe bayılacak!!

2.Maske

Bazı sahnelerde çocukların kendinden geçerek gülecekleri garanti!


3. Geleceğe dönüş serisi


Evet, yine babaları unutmayın derim, onların da favori filmlerinden biri muhtemelen

4. Evde Tek Başına



Çocukluğumuzun muhteşem filmi! İzlerken kendi çocuğunuzun evde yalnız kalması fikri insanı baya bir gerdiyse de yine de eğlenerek izleyebilirsiniz.

5. Babamın penguenleri



Miras olarak kalan ve bir apartman dairesinde yaşamaya başlayan penguenler... İçinizi ısıtacak bir aile komedisi. 

6. Charlie ve Çikolata Fabrikası


Bu bilindik hikayenin büyülü dünyasına girmeye hazır olun. İzlemeden önce evde çikolata bulundurduğunuzdan emin olunuz...

7. Karayip Korsanları serisi




İşte defalarca izlemeye doyamayacaımız bir seri. Korsan Jack Sparrow'u sevmeyen var mı  zaten?


Bu arada, biz hababam sınıfı ve Kemal Sunal filmlerini de çok izlemeye çalıştık oğlumuzla ama bir şekilde ilgisini çekmeyi başaramadık. Ya filmler eski geliyor onlara ya da espri anlayışları, çözebilmiş değiliz. 

Sizlerin ailecek izlemeyi sevdiğiniz ve önerebileceğiniz filmler hangileri?  

Ceren

19 Kasım 2015 Perşembe

Çocuklara okumayı sevdirecek harika kitaplar



Çocuk kitapları


Uzmanların söylediklerine göre çocuklar kitap okumada ebeveynlerini örnek alırmış.Ama bizde durum biraz farklı.Benim bolca kitap okumama rağmen oğlum okumaktan pek hazzetmiyor.Ama ben beğenir umuduyla bir sürü kitap alıyorum.O beğenmese bile artık o kadar güzel çocuk kitapları var ki ben beğeniyorum.Bazılarını sizlerle de paylaşmak istedim.

1.       Charlie’nin çikolata Fabrikası:


Üç Boyutlu kitaplar gerçekten biraz büyülü oluyorlar. Bu bilinen hikaye de 3 boyutlu bir kitap olarak gerçekten çocukların gönlünü çalan bir kitap.

2. Felaket Henry serisi:


Çocuğunuz okumayı söktü ve ona kitap okutmak istiyorsunuz fakat zorlanıyorsunuz. Bu seri bizim çocuğumuza  kitap okutmayı sevdirmemizi sağlamıştı. 

Çocuk kitapları

3.Mürekkep İçiciler Serisi

Kendi kendine okumasını istediğimiz zaman, okumayı sevdirmek için bir başka harika seri. 


4. Çok çok büyük bir dinazor

Okul öncesi çağda çocuğumuza keyifle okuttuğumuz ve paylaşmayı öğreten çok tatlı bir kitap.


5. Çilli begonya

Ünlü aktris Julianne Moore’un kendi çocukluğundan esinlenerek yazdığı harika çizimlerle birleştirilmiş bir kitap. Çocukların kendi görünümünde mutlu olmadığı noktalarla barıştırmak için harika bir kitap.


6. Köpekler bale yapamaz:

Yine okul öncesi çağda çocuklara çok sevdikleri ve istedikleri her şeyi yapmanın mümkün olduğunu öğütleyen cesaretlendirici bir kitap.


7. Ağabeyim Boris:

Aile ilişkilerini tatlı bir dille ele alan bu kitabın bir de yeni gelen kardeşten bahsettiği “Kızkardeşim Doris” isimli bir başka versiyonu da var.

8. Babam ne iş yapar?:

Mesleklerden bahsederken eğlendiren bu kitabın anaokulundaki sayfasını defalarca okuduğumuzu ve kahkahalarla güldüğümüzü  belirtmek isterim.
Özellikle ailesinin mesleğinin ne olduğunu anlayamamış çocuklar için bire bir...

9. Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Shakespeare’den hikayeler:

Çocuklarımıza onlara özel hazırlanmış Shakespeare hikayeleri okumamız da mümkün. Ancak bu kitaplar biraz daha büyümüş çocuklara daha uygun. Shakespeare’in hikayelerindeki isimlerin zorluğu ve bolluğu birazcik okunabilirliğini azaltıyor. Açıkçası asla bitirmeyi başaramadık bunları.

10. Rüzgarın üzerindeki şehir:

Yerli yazarlarımızdan en beğendiklerimizden biri Behiç Ak. Hikayelerdeki hayal gücü inanılmaz. Çizimler muhteşem. 

11. Benim Süper babam:

Babaların kusurları ve komikliklerine rağmen çocukların kalbindeki yerini anlatan bir kitap. 

12. Oliver


Kendi hayal dünyasında yaşayan bir çocuğun hikayesi, hikaye ve hikayedeki çizimler sadece çocuklara değil ruhu çocuk kalmış herkese hitap ediyor.


13.Avucundaki Öpücük

Okula giderken annesinden ayrılmaktan korkan küçük kirpinin hikayesi


14. Bekçi Amos'un hastalandığı gün

Hayvanat Bahçesi bekçisi Amos hastalanınca bu sefer arkadaşları onu ziyarete gelir.



Türkçe kitapların yanı sıra faydalı olacağını düşündüğümüz bazı İngilizce kitaplar da oldu. Eğer hala tanışmadıysanız bu konuda betterworldbooks adlı siteyi kesinlikle önerebilirim. Çok uygun fiyata istediğiniz bütün İngilizce kitapları yeni ve ya az kullanılmış olarak bulabilirsiniz. http://www.betterworldbooks.com/
Bu kitaplardan bazılarının görsellerini aşağıda paylaşıyoruz.







Son olarak çarpım tablosunu öğrenecek çocuklar içinde İş Bankası yayınlarından aşağıdaki kitabı kesinlikle önerebilirim.